Çok fantastik bir cümle. Kimine duygu yüklü gelen kimine hoşçakal dedirten, kimini de ağlatan fevkalede günler; okulun son günleri 
İlk geldiğim gün saat 8 civarıydı. Bahçenin arka kısmında oturan siviller, garip garip bakan yeni gelenler. Bende onların arasında kaybolup gitmiştim. Şimdi yukarı çıkacaktım acaba neler olacaktı? İlk olarak Ufuk ve Babası ile tanıştım. Koyu bir muhabbet falan meşmekan. Müdür yardımcısı Kenan Turan’ın direktifiyle önce sıraya ardındanda içeri geçerek fantastik hikayenin başlangıcına start verdik.
Beyoğlu Anadolu Ticaret Meslek Lisesi’ni seçmemin nedenleri nelerdir? Okuldan çok muhasebe bölümünü tercih etmemin sebebi KPSS sınavlarıdır. Bu okulun olmasının sebebi ise değerli bir mülki amirin ve milli eğitim müfettişinin tavsiyesi ve şiddetli önerisinden kaynaklanmaktadır. Lakin okula başlar başlamaz Emre arkadaşımın ısrarla çağırmasına boyun eğerek nakil için talepte bulundum. Çok kısa bir süre geçmesine rağmen Ufuk’la çok iyi bir arkadaşlık edinmiştik. Bunu bozmamak için okuldan ayrılma kararını erteledim.
Okul ilk zamanlar oldukça sıkıcı ve bunaltıcı geçiyordu. Sık sık katıldığım seminer ve konferanslar sayesinde bu sıkıntıları kısa sürede aştım. Öğretmenlerim tarafından sevilen bir öğrenci haline geldim. Bir ara başkanlık koltuğunda baya zorlandım. Çünkü sınıfımız oldukça sorunlu bir sınıftı. Düşünün müdür sınıfa gelip bu kadar yaramaz bir araya nasıl geldi inanamıyorum demişti.
O aralar deliler gibi aşık ve aşkın dayanılmaz prensi idim. Sağlık sıhhat de çok iyiydi denilebilir. Sınıf içerisinde Samet P. ile kaynaşmış arada Muhammet’le Unkapanına yürüyüveriyorduk
Hazırlık tekme tokat bitmiş artık dokuzuncu sınıfta idik. Hazırlıkta en çok hatırladığım ve unutamadığım anı ise Bolu gezisi idi. Eyy gidi günler eyy..
Dokuzuncu sınıf apayrı bir havada başladık. İlk başlarda çok sessizdik. Şimdilerde Edebiyat hocamızla aralarında su geçmeyen bazı arkadaşlarımız Edebiyat dersinden acayip sıkıntılı idiler. Aynı hocanın derhal bizim sınıftan alınmalarını istiyorlardı. İster inanın ister inanmayın. Aynı kişilerden bazıları İngilizce öğretmeninede takmış derhal onunda alınmalarını istiyorlardı. Siz siz olun öğretmenin değişmesini kendinizin değişmenize tercih etmeyin. Şu ana kadar dersime giren öğretmenlerin %98′inin bizi öz çocukları olarak gördüğüne adım gibi eminim. En azından beni öyle görüyorlardı. (yada ben öyle zannediyorum)
Dokuzuncu sınıfta en güzel geçen derslerden birkaç alıntı yaopayım;
Fizik: Bu dersimize giren hoca (Tarık) fevkalede idealist bir Fizikçi idi. Çok eğlenceli ve zorlamayan dersler geçirdik. İlk dönem 4 ikinci dönem 5 ile harikalar yaratmıştım.
Kimya: İlk dönem Serkan hocanın periyodik cetveli ezberletmesini hala unutamıyrum. Sözlüden 80-90 civarında almıştım. Ezberleme taktiğimden bir sır vereyim; Sodyum Naci 
İkinci dönem okulumuza Müdür olarak atanan Erol Kahraman Kimya dersi ile daha eğlenceli derslere geçtik. İlk dönem Serkan Hoca’dan ders nasıl işlenir eğitimi aldığıma emin olabilirsiniz. Otokontrolü fevkalede başarılı idi. İster istemez Kimya’ya ilgi duyuyor ve oldukça başarılı sonuçlar alıyorduk. Erol Hoca’yı ise tahta başında kişisel gelişim uzmanı olarak görüyordum. Birazda Abdulkadir Akgündüz’ü bana anımsatıyordu.
Tarih: Bu dersi bir tek benim ilgiyle izlediğime eminim. Çok soru sorardım. Hocamızın ismini şimdi hatırlıyamadım ama çok ileri görüşlü Elvis saçı ile karizmatik bir adamdı.
Veee Matematik:Emine hoca
Sanırım onu unutabilen bir tek öğrenci yoktur. Fevkalede bir öğretmen olmasının yanında Süper bir annedir. Ne derdin varsa ilgilenir, anında çözer. Derste hafif bir dalgınlığım olduğunda hemen aynı soruyu yöneltirdi; -Ne oldu Enis, Aşk hayatında bir problem mi var? Bu soruyu ileride kullanacağımız ve Emine hocayı kandırabileceğimizi aklımın ucundan dahi geçerimezdim. Olay şöyle gerçekleşti. Sınıfın %80′i bir ve sıfır arasında ortalama ile kalıyorduk. Emine hocada son sınava hazırlık için okul bitiminde (dersler bittiğinde) ders vermeye karar verdi. Bizde erkekler olarak her zamanki gibi bizim için yapılan derslere gitmedik ve yazılıdan gene 1 aldık. Emine hoca sonuçları okurken bir bir derse gelmediğimizden bahsetti ve artık sizin için yapabileceğim yok kaldınız dedi. 
Ne şanstırki aldığım derginin birinden bir kızın fotoğrafı vardı. Kızın resmi tab edilmiş normal bir fotoğraftı. Bütün sınıfın elinde geziyor herkes Ömerin yavuklusu imiş diyordu. En sonunda tabii ki Emine Hocanın eline geçti. Emine hoca bana dönüp kim bu Enis dedi. Ben gülmekten kırılıyor cevap veremiyordum. Bizim atılgan yavru Parlak Ömer atıldı; -İşte hocam o bizim derse gelemeyeşimizin nedeni. Ömerin nişanındaydık ondan gelemedik.
Emine hoca şok
Uzun uzun tartışmalar, ardından Emine Hoca’nın genel affı..
Başka pek bir ders ve hatıra aklıma bugün gelmedi. Geldik onuncu sınıfa. Kaçıncı sınıf? Onuncu sınıf…
Burada ise iki faktörden bahsedip onbirinci sınıfa atlıyacağım. Hülya Hoca ve Nora Hoca faktörü. Hülya Hoca’yı tanısakta Nora Hoca yeniydi. Acaba nasıl bir hocaydı?
İlk geldiği gün hemen peşinfikrimi ortaya attım; Sıfırcı bir hoca 
Ama nasıl yanuıldım bilemezsiniz. Ortadoğunun ve balkanların en hızlı ve en şeker muhasebe hocası. Ondan çok şey öğrendim. İstemedende olsa çokda üzdüm. Sınıf öğretmenimiz olarak tüm problemlerimizle ilgilen hocamız Başbakanlık’a gönderdiğim mektubu engelliyemedi. Çünkü çok kırılmıştım. Açıkça ve net söyliyeyim; benim onurumla, şerefimle oynasınlar ama hayallerimle asla. Onurumla ve şerefimle oynayanla zaten ailem ilgilencektir ama hayallerim benim herşeyim. Emine Hoca hep soruyor; pişmanmısın, pişmanmısın diye.. Cevabım açık ve net ASLA..
Devlet kademesinde ve özel şirketler bazında edindiğim abilerimin sonsuz desteği ile hala ayaktayım ve her zaman ayakta olacağım. Allah’tan ve kendimden başkasından korkmuyorum. Ki zaten bana bu eğitimi veren Hülya Hoca idi. Ben onuncu sınıfta onunla öğrendim millet ve vatan sevgisisinin sınırlarını.
Bu yıllar arasında sürekli fikir alışverişinde ve rehberlik bazında Cemal Hoca’dan büyük ilgi ve alaka gördük. Teşekkür ederiz..
Onbirinci sınıf ilk ilk ders; Atilla Hoca sınıfa giriyor ve direk bana bağırıyor.. Burak’a bağırdığım için.
Ne kadarda pozitif bir başlangıç (!)
Tekme tokatta onbirinci sınıf bitiyor. Bu sene hiç mi hiç güzel anılar geçiremedik. Eski günlerimiz pişirilip pişirilip önümüze kondu durdu. Suç bizim mi? Neden olmasın bizde insanız. Unutamayacağım dersler aldım. Tek tek sayayım;
-Ne olursa olsun insanoğluna güvenme.
-İki kişinin bildiği sır değildir.
-Hocalar değirmen sen akan susun.
-Yanlış yapma, yanlış yaparlar.
-Babana güvenme oda ikna olabilir.
-Seni seven seni en çok eleştirendir.
-Mutluluğun peşinden koş bakarsın sana güler.
-Diploma notundan daha önemlisi insan olmaktır.
Sizi seviyorum
Son Yorumlar