Kadın = Erkek

Yaklaşık bir hafta önce kutladığımız 8 Mart kadınları denilince ilk akla gelen kadın-erkek çekişmesidir. Halbuki 8 Mart kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı ve kadın haklarının kazanılmasında nerelerden başlandığı ve bugünlere nasıl gelindiğinin hatırlanması için özel bir gün…

1857 yılında New Yorklu dokuma işçisi kadınların daha insanca bir yaşam isteyerek, eşitsizliklere ve ayrımcılığa karşı sürdürdüğü mücadele ile başlamıştır. O yıllarda kadınların erkeklere oranla daha az maaşla daha fazla iş saatinde çalıştırılıyor olması 8 mart ateşini körükleyen en önemli etken olmuştur. Artık sömürülmeye ve ayrımcılığa dayanamayan kadınlar ayaklanarak grev ve ardından artık eşit haklara sahip olma yolunda bir miting yaptılar ve mitingin ardından yüzlerce kadın, polisler tarafından bastırmak adı altında hunharca dövülerek öldürüldüler. Bu olay sonucunda herkese ders olmuş ve sonunda 1910 yılında Clara Zetkin, 8 Mart gününün “uluslararası emekçi kadınlar günü” olarak ilan edilmesini önerdiğinde, önerisi hemen kabul edilmiştir. Ve bu tarihten itibaren 8 Mart günü uluslararası bir gün olarak özel bir yere sahip olmuştur.

Kadınlar genelde hafif silah satın almayan, sahip olmayan ya da kullanmayan taraf olmasına karşın, silahlı şiddetten son derece oransız etkileniyor. Silahlara genellikle kadınları ve ailelerini korumak için ihtiyaç duyulduğu iddia edilse de gerçekler tam aksi! aile içi cinayetlerde genelde kadınlar kurban, eş ya da erkek akraba ise katil oluyor.

8 mart; emekçi kadınların, yüreklerinden ve üretimden gelen güçleriyle, sömürü düzenlerinin yarattığı sınıf, cins ve ırk ayrımcılığına karşı; sönmeyen bir isyan ateşidir! Sınıfların tarih sahnesine çıkışından bugüne dek, kadın sürekli ikinci sınıf insan olarak görülmüştür. Doğduğu andan itibaren kadın sürekli ikinci sınıf insan olarak görülmüştür. Doğduğu andan itibaren yaşamda ayağındaki prangalarla koşması beklenen kadın, daha yarışın ilk etabındaki kadınların yoğun emeği görmezden gelinmiş, dünyasının sınırları evinin dört dört duvarıyla çizilmiş, beşikten mezara kadar erkeğin malı, eklentisi-gölgesi ve namusu olarak kabul görülmüştür…

Emperyalist-kapitalist sistemin kadına biçtiği bu misyona karşın, ölü toprağını yaşamlarından atmaya atmaya başlayan kadınlar, isyanı kuşanarak, esaret zincirlerini parçalıyıp modern hapishanelerinden firar etmektedirler artık.

kadınlar… Namlunun ucundaki kadınlar… Esarette hala kurtulamayan kadınlar… İnsanları  kendimiz eğitmemiz, düşüncelerimizi berraklaştırmamız, her türlü ön yargı ve hurafeden kurtularak beynimizin örütülüp örümceklendirilmesine izin vermemiz gerekiyor. unutmayalım yakındığımız örümceklendirilmesine izin vermememiz gerekiyor. Unutmayalım yakındığımız erkek insanları bizler doğurup, yetiştiriyor ve hayata dair her şeyin temel taşlarını yüreklerine bizler yerleştiriyoruz.

Ecem ECE

7 Yanıt, “Kadın = Erkek”


  1. 1 Yusuf Mart 17, 2007, 12:49 pm üzerinde

    Çocuklar siz siz olun okuyun, düşünün paylaşın.

  2. 2 beyogluticaret Mart 21, 2007, 4:48 pm üzerinde

    He he :)
    Aile içi şiddete maruz bırakan bir vatandaştır yusuf eminim. Karısına üzülmüş yazmış..

  3. 3 ecem ece Nisan 26, 2007, 9:08 am üzerinde

    ben yazdım hehe :D

  4. 4 beyogluticaret Nisan 26, 2007, 2:02 pm üzerinde

    Yazı baya ilgi gördü tebrikler ;)

  5. 5 Didem Nisan 27, 2007, 6:44 pm üzerinde

    Ömer hangi amaçla adama saldırıyorsun :)
    Ayıp sana..

  6. 6 spike Mayıs 2, 2007, 11:37 am üzerinde

    bi daha bu dergi çıkmasın lütfennn:)

  7. 7 beyogluticaret Mayıs 2, 2007, 1:11 pm üzerinde

    Yok saldırmadım didemcim sadece varsayım.. sanane len mert :)


Yorum Yapın